« Önceki ::

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Namaz insanı terk eder...

14/9/2009 · Kategori: Namazla Dirilis

Namaz insanı terk eder...

Kalbin ayarı kaçarsa namaz insanı
terk eder. Önce azaltır ziyaretlerini…

 
Ekstraları keser; günde yalnızca beş kez uğrar. Sonra
dörde indiriverir.

Sabahın o sağaltan bereket ikliminden mahrum kalırsınız.
İkindiler meşgaleye takılır, öğleyi de sürükler peşinden.
Akşam nazlı bir gelinin duvağının ardındaki tebessüm gibidir.
Kıymetini bilmez, zaman denen ırmağın akışına karşı müteyakkız olmazsanız
sonunda o da göstermez olur yüzünü.
Yatsıyı yitirmek geceyi direksiz bırakmaktır.
Sabahı savsaklamanın gündüzü savunmasız bırakması gibidir bu.
Evrenin her an başınıza yıkılabileceğini duyumsarsınız alıp verdiğiniz her
nefeste.
“Oruçsuz neş’esiz” kalıverirsiniz sonra ortalıkta…
Bindiğiniz dalları kesmekten beter, beslendiğiniz kökleri kurutursunuz.
Namaz terk ederse sizi, sonunda oruç da bırakır. Önce bir iki delik, sonra
kalbura döner kalbiniz.

Namaz – oruç ikilisinin gurbetindeyseniz, reklâm vermeye cömert elleriniz zekât
vermeye cimrileşir.
Oysa zekât verebilmek dünyanın en büyük bahtiyarlıklarındandır.
Bunu hak etmiyorsanız, mahrum bırakılırsınız.
Verebiliyorsanız, hâlâ sevinecek, hâlâ avunacak bir şeyiniz kalmış demektir.
Her an, önceki mevzileri kazanma gücüne kavuşabilir; her an oruçla ve namazla
ödüllendirilebilirsiniz.
Önce zekât vermenin heyecanı terk eder kişiyi. Heyecanını yitirdiğiniz şeyi
hepten yitik sayabilirsiniz.
“İmanın halâveti” yitince geriye kuru şekiller kalır.

 
"Ruhu çoktan uçup gitmiş bir namazın, içi çoktan
boşaltılmış bir orucun, esprisi kaybolmuş zekâtın, anlamı kaymış haccın, cihadın
ve kurbanın faydası mı, zararı mı çok kestirmek güçtür.
 
Yitiğinin bilincinde olursa insan, onu yeniden arayıp bulmak, yeniden kazanmak
için harekete geçebilir. Ya sahtesiyle değiştirilmiş kopya bir namaza, oruca,
zekâta, cihada tutunmuşsa bir ömür! Vah o adamın haline!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Bir Oruçlunun Günlüğü - 15.Gün

5/9/2009 · Kategori: Ramazan 2009

Bir oruçlunun günlüğü - 15.Gün

Gönlümüzden gele gele "Hakkını helal et" diyebilmeliyiz
Kul hakkına riayet etmek, kuşkusuz inananların birbirleriyle olan ilişkilerinde en çok dikkat etmeleri gereken mevzuların başında gelir. Öyle ki kul hakkı, insanın doğuştan sahip olduğu haklar demektir ki; ihlal edildiğinde affı da yalnızca kişinin hakkını helal etmesiyle mümkündür.

Allah-ü Teala'nın nezdinde birçok kulluk borcunun affına vesile olan tövbe, istiğfar ve dua bile insanların birbirleri üzerindeki haklarının affına çare olmuyor.

Ahmet Kerem Sever'in Işık Yayınları'ndan çıkan son kitabı "Kul Hakkı", oruçlu olarak geçirdiğimiz uzun yaz günlerinin sabrımızı zorladığı ve belki de farkında olmadan birbirimizin hakkına en çok saldırdığımız şu günlerde bizlere rehber olacak nitelikte. "Bildiğimiz kadarıyla bile kul haklarını çoğu zaman hiçe sayabiliyoruz. Ama bunun yanında ya bilmediklerimiz?" diyen Sever, kitabında kul hakkının tanımını yaptığı gibi, Müslüman'ın diğer Müslümanlar üzerindeki hakları ve insanların gündelik hayatlarında birbirleri üzerindeki genel haklarını derinlemesine ele alıyor. Kul hakkının yanında helalleşmenin önemine de dikkat çeken Ahmet Kerem Sever; "Gördüğümüz her insan, arkadaşımız, eşimiz, dostumuz son gördüğümüz insan olabilir. Biz bu insanlarla ortak hayatı paylaştık, yedik, içtik, konuştuk vs... Bu sebeplerle 'hakkını helal et' cümlesini her zaman gönlümüzden gele gele söylemeliyiz." diyor. İstanbul Zaman ZAMAN

Günün Duası

ALLAH'A (CC) şöyle dua edebiliriz;

Ey bütün sebepleri elinde tesbih gibi çeviren Kudreti Sonsuz! Sen'den talebinden bile âciz olduğumuz lütuf kapılarını biz nâçâr kulların için de aralamanı; dünya ve ukbâ saadetine vesile olabilecek şekilde sebepleri bizim için de musahhar kılmanı diliyoruz.

Haksızlık etmekten, haksızlık edilmekten, saldırmaktan, saldırılmaktan, hatâ işlemekten, bağışlamayacağın bir günaha düşmekten sana sığınırım.

Allâh'ım, nefsime takva ver. Onu temizle, nefsi en iyi temizleyen Sen'sin,nefsimin velîsi ve Mevlâsı Sen'sin.

Âmîn... Âmîn... Âmîn..

 

Günün Ayeti
 
"Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır."
Nuh Suresi: 28
<_script /><_script />

 Günün Hadisi

Size Ramazan ayı geldiSize Ramazan ayı geldi. O bereket ayıdır. O ayda tam hayır vardır ve Allah sizi gaşyeder. Rahmetini inzal eder, hataları siler, duaları kabul eder. Sizin ragbetinize bakar ve sizinle meleklerine iftihar eder. Onun icin Allah'a kendi tarafinızdan hayır ödeyin (Çok hayır yaparak Ramazanın hakkını verin). Zira şaki, o ayda Allah'ın Rahmetinden mahrum kalan kimsedir.
Hz. Muhammed (s.a.v.)
 

 


Günün Sözü

Padisahlar padisahının kapısında kendisine gizli, özel bir vazîfe verilmis, çabucak faydalı olan, kar bagıslayan kim var? Kim olacak? Oruç!
<_script /><_script />

Hz. Mevlâna (k.s.)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Artık dayanamıyorum sevgisiz kalmaya..

5/9/2009 · Kategori: Namazla Dirilis




Serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru..




Kapatın gözlerinizi..



Aydınlığınız gönlünüzdeki O’na olan sevginiz olsun..

Göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza..


Yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..


Işte dost nedir bilmek mi istersiniz..


Menfaatsiz..


Korkunuz olmayacak..


Acaba demiyeceksiniz.
.


Acaba ben onu sevsem o da beni sever mi korkunuz olmayacak Yüreğinizde..

Çünkü O vaat ediyor..


Severseniz severim..


Severseniz severim..


Severseniz severim..


Ne güzel değil mi sevginize karşılık bulmak..


Sevginizin karşılıksız kalmayacağını bilmek..





Şu dünyada yüreğinizi yakan onca dosta.. onca dosta..

Onca sevgiliye bir çare bir derman..


Yürek yakmayan..


Yüreğe serinlik veren bir dost..


Vedud olan bir dost..


Rahman olan bir dost..


Rahim olan bir dost..


Gafur olan bir dost..


Sözünde sadık olan bir dost..


Surete değil sirete bakan bir dost..





Dost.. dost.. dost..

diye inleyene


Gel.. gel.. gel..


didiye nida eden bir dost..


Ben seni sevdim diyene


Gel kulumsun diyen bir dost..span>


Suretimle..


maddemle değil..


yüreğimle acziyetimle geldim diyene


Rahmetinle..


şefkatimle..


inayetimle karşılandın diyen bir dost..


Haydi Yandıysa yüreğiniz..



Yediğiniz darbeler yıldırdıysa sizi..

Sevginiz hep sevgisiz kaldıysa..


Yüreğinize değer verilmediyse..


Artık dayanamıyorum sevgisiz kalmaya diyorsanız


Serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru.


Kapatın gözlerinizi..


Aydınlığınız gönlünüzdeki O’’göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza.


Yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..


O dost ise yürekte serinlik var


O dost ise yürekte huzur var


O dost ise yürekte coşku var


O dost ise yürekte yürek var…


Ve O..


Eğer O sevgili ise aşık olunan ise..


İşte o zaman yürekte olana tarif yok..


İşte o zaman yürekte olanı yazacak kalem yok..


İşte o zaman yürekte olanı söyleyecek dil yok..


İşte o zaman O var..


Ve O var ise..


Haydi artık sözler sükut etsin..


Bırakın yürekleriniz konuşsun..


Seccadeniz sevgiliyle buluşmanız olsun..


Göz yaşlarınız sevgiliye hediyeniz olsun..


Yüreğiniz sevgiliyle konuşan diliniz olsun..


Sevgilinin size nasıl tecelli ettiğiniz işte o zaman..


İşte o zaman anlayacaksınız..


Ve işte o zaman anlayacaksınız


O dost ise her şey dost


O sevgili ise her şey sevgili…

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Dilek Sabancı: Zihnimdeki duruluğu namaza borçluyum

26/8/2009 · Kategori: Namazla Dirilis

Dilek Sabancı: Zihnimdeki duruluğu namaza borçluyum

Dilek Sabancı, halkın gönlünde taht kuran işadamı Sakıp Sabancı'nın kızı. Rahmetli babası gibi hayır işlerine büyük önem veriyor.


İş hayatının yoğunluğuna rağmen, vaktinin büyük bölümünü engellilere ayırıyor. Dinî vecibelerini yerine getirmeye de azami dikkat gösteriyor. İlk kez 2003 yılında umreye giden Dilek Sabancı, Ramazan vesilesiyle geçtiğimiz günlerde yeniden Mekke'nin yolunu tuttu. "Tarifsiz hazlar yaşadım." dediği kutsal topraklarda, namaz düzenine hayran kalmış. İnsanların hayatını namaza göre programlaması, ezan okunduğu anda işlerini bırakıp camiye koşmaları kendisini derinden etkilemiş. Artık namazlarına daha çok dikkat ediyor, 'vaktim yok' bahanesini hayatından silmiş. "Zihinsel duruluğumu namaza borçluyum, insanın ruhu rahatlıyor." ifadesini kullanıyor. Oruç, hac ve zekat gibi ibadetleri de önemsiyor; ama namazı ayrı bir yere koyuyor: "Allah, bizim için her şeyi yaratmış; istediği, günlük bir saatimizi ayırmak. Namazın kazandırdıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Bunlar İslamiyet'in güzellikleri. Özellikle sabah namazını çok seviyorum."

Neden ikinci kez umreye gitme ihtiyacı hissettiniz?

İlk defa umreye 2003 yılında gitmiş ve çok etkilenmiştim. Kendi kendime 'bir daha gideceğim' diye söz verdim. Allah da nasip etti, bir kez daha oraları görme fırsatım oldu. İlkinde acemiydim. Bu kez daha bilinçliydim. Yanımda İzmir Karşıyaka Müftüsü Emin Arık ve eşi de vardı. Ziyaretim esnasında Mekke ve Medine'yi gezerken daha tecrübeli olduğumu hissettim. Üstelik yaptığım dualarda da hazırlıklıydım.

Ramazan ayında umreyi özellikle mi yaptınız?

İlk umremi de Ramazan ayında gerçekleştirmiştim. İkinci ziyaretimi de bilerek Ramazan ayında yaptım. Ramazan'da umre yapmanın daha sevap olduğunu biliyorum. Ramazan'da oraların ortamı çok farklı oluyor. Bu yüzden ziyaretimin bu mübarek ayda muhteşem geçtiği düşüncesindeyim.

Sizi dine bu kadar yönelten ne oldu?

Benim hayata bakış açım, bu dünyanın bir gün sona ereceği üzerine kurulu. Kur'an-ı Kerim'de de ifade edildiği gibi uhrevi bir hayat herkesin karşısına bir gün mutlaka çıkacak. İnsanoğlu, dünyada yaptıklarının karşılığını cennet veya cehennem olarak görecek. Ayrıca biz Müslümanlar inşallah eninde sonunda cennete gideceğiz. Bu yüzden Müslüman olduğuma daima şükrediyorum. Benim kavrayamadığım, bazı insanların ölümden sonraki hayata inanmamaları. Herkes mutlaka hesaba çekilecek.

İslamiyet'i daha iyi öğrenmek için neler yapıyorsunuz?

İstanbul Beykoz eski Müftüsü Emin Bey'le sıkı bir diyalog içerisindeyim. Kendisi son derece iyi bir insan. Ayrıca iki kez Kur'an-ı Kerim'in mealini okudum. Kur'an'ı daha çok anlamaya muhtaç olduğumuzu düşünüyorum. İnşallah şimdi Kur'an'ın tefsirini okumaya başlayacağım. Süleyman Ateş'in ve Muhammed Esad'ın eserlerini okumayı planlıyorum.

Kutsal topraklarda sizi etkileyen bir şey oldu mu?

Kutsal topraklarda dikkatimi çeken en önemli şey; Mekke-Medine'deki insanların hayatlarını namaza göre programlamalarıydı. Her iki seferdir dikkat ediyorum; oradaki Müslümanlar ezan okunduğu zaman işlerini güçlerini bırakıp namaza koşuyorlar. Kimse işini veya yoğun çalışmasını bahane etmiyor. Ben ibadet dendiği zaman, 'Hiç vaktim yok, çok yoğunum.' diyordum. Fakat oraları gördüğümde, bu şikâyetimden vazgeçtim. Onlar hayatlarını adeta namaza göre programlıyor. Çok da rahat ediyorlar. Bu durumlarına hayran oldum.

Namazın dinimizdeki yeri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Oruç, hac, zekât gibi ibadetlerin kuşkusuz büyük amaçları var. Ancak bizim dinimizde namazın çok ayrı bir yeri bulunuyor. Örneğin durumunuz iyi değilse hacca veya umreye gitmeyebilirsiniz. Sağlık sorunlarınız varsa oruç tutmayabilirsiniz, malınız yoksa zekât vermeyebilirsiniz. Ancak namazı mutlaka kılmalısınız. Namaz, Allah'ın üzerinde hassasiyetle durduğu bir ibadettir. Çok hasta olsak bile başımızla namazımızı kılmamız gerekiyor. Allah, bizim için her şeyi yaratmış; bizden istediği günlük yaklaşık bir saatimizi namaza ayırmamız. Hem namaz sayesinde insanın ruhu çok rahatlıyor. Ben, zihinsel duruluğumu namaza borçluyum diyebilirim. Namazın kazandırdıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Ayrıca daha önce benim namazlarım çok uzun sürerdi. Çünkü ben namaz kıldıktan sonra uzun uzun dua edilmesi gerektiğini sandığım için çok vaktim giderdi. Şimdi öğrendim ki; namazın kendisi başlı başına bir duaymış, ayrıca dua etmek isteğe bağlıymış. Üstelik çok zor durumda kaldığımızda namazı cem etmek gibi dini bir kolaylığın olduğunu öğrendim. Bunlar İslamiyet'in güzellikleri. Benim için namazların içinde sabah namazının çok ayrı bir yeri var. Sabah namazını çok seviyorum.

Türkiye'de son yıllarda kurulan Ramazan çadırları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tabii ki Ramazan'da yapılan bu tür etkinlikler çok güzel. Ancak duydum ki; çadırlardan durumu iyi olan insanlar da yemek alıyormuş. Bu durumu pek tasvip etmiyorum. Bakın sizinle umrede gördüklerimi paylaşayım: Orada mutlaka ihtiyaç sahibi yoksul insanlara iftar yardımı yapılır, yemekler verilir. Hatta Allah kabul eder inşallah, biz de bir iftar verdik. Oradaki görevliler beni kırmadılar, kısa sürede yaptığımız bir organizasyonla Mekke'de 400 yoksul insana iftar verme fırsatı yakaladık. Bu iftar beni çok mutlu etti. Hiç unutamam. Hele de gerçekten fakir ve yoksul insanların faydalanması çok sevindiriciydi.

Ramazan'a dair unutamadığınız bir anınız var mı?

Çocukluğumda yaşadığım Ramazanları kesinlikle unutamam. Başta anneannem, babam, annem ve tüm kardeşlerim Ramazan ayında iftar saatinde bir araya gelirdik. Bizim gibi büyük ve yoğun işleri olan bir ailede sürekli bir araya gelmek çok zordur. Aile büyüleri daima çalışır. Bu yüzden çocukken iftarda hep beraber olmamıza çok sevinirdim. Ayrıca çocukken oruç tutayım, tutmayayım mutlaka sahura kalkmaktan çok hoşlanırdım. Çünkü gecelerin ayrı bir hareketi oluyordu.

Başörtüsüyle ilgili yorumlarınızı alabilir miyim?

İleriki yıllarda başörtüsü takmayı düşünüyorum. Umreye giderken Suudi Arabistan Hava Yolları'ndaki bayanların taktığı başörtüsünü görünce çok hoşuma gitti. Saçlarının üstünde takkeye benzer fes gibi bir şey vardı. Onun üstüne de kıyafetinize uyum sağlayabilecek değişik renklerde takabileceğiniz ipekten bir tül bulunuyordu. Son derece hoştu ve gayet güzel görünüyordu. Eğer örtünürsem o tarzda bir şey olabilir.

ZAMAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

NAMAZIN ÖNEMİNİ, ŞUUR VE DUYARLILIĞINI İŞLEYEN KİTAPLARDAN SEÇME

26/8/2009 · Kategori: Namazla Dirilis

NAMAZIN ÖNEMİNİ, ŞUUR VE DUYARLILIĞINI İŞLEYEN KİTAPLARDAN SEÇMELER

1- Risale-i Nur'da Namaz ve Hikmetleri, Bediüzzaman Said Nursî, Yeni Asya Neşriyat

2- Sabah Namazına Nasıl Kalkılır, Cemil Tokpınar, Nesil Yayınları

3- Niçin Namaz, Vehbi Karakaş, Timaş Yayınları

4- Namaz: Bir Tevhid Eylemi, Abdullah Yıldız, Pınar Yayınları

5- Namaz Gözaydınlığım, Mehmed Göktaş, İstişare Yayınları

6- Namaz Bilinci, Hasan Büyür, Denge Yayınları

7- Gece İbadeti, Abdülhakim Yüce, Işık Yayınları

8- Nur Dede Anlatıyor, Mehmed Paksu, Nesil Yayınları

9- Namazla Dirilme, Mustafa Meşhur, Ravza Yayınları

10- Namazın Hayatî Özellikleri, Süleyman Arif Emre, Kitap Dünyası Yayınları

11- Namazı Yaşayanlar, Said Demirtaş, Nesil Yayınları

12- Namaz Benim Huzurum, Nurullah Çörek, Timaş Yayınları

13- Hadislerin ve Hadiselerin Diliyle Namaz, Veysel Akkaya, Muştu Yayınları

14- Namazın Sırları, Haluk Nurbaki, Damla Yayınevi

15- Namaz ve Karakter Gelişimi, Esma Sayın Ekerim, İnsan Yayınları

16- Namaz Akılları Durduran Mucize, Dr. Kerim Buladı, Kayıhan Yayınları

17- Namaz Cenneti 2 cilt, Medine Balcı, Ebrar Yayınları

18- Çocuklarını Namaza Nasıl Alıştırırsın, Ahmed Abdülaziz el-Kettan, Polen Yay.

19- Namaz, Said Havva, Yenda

20- Namaz Şuuru, Mustafa Çelik, Yenda,

21- Niçin Namaz Kılıyoruz, M. Ahmed İsmail el-Mukaddem, Polen Yayınları

22- Gözümün Nuru Namaz, Osman Ersan, Erkam Yayınları

23- Mü’minin Miracı Namaz, Süleyman Kösmene, Yeni Asya Neşriyat

24- Haydi Namaza, Abdullah Yıldız, Pınar Yayınları

25- Yeni Başlayanlar İçin Namaz Rehberi, Birun Yayınları, Münib Engin Noyan

26- Namazda Huşûya Götüren 33 Etken, M. Salih El-Müneccid, Karınca Kitap

27- Nasıl Namaz, Vehbi Karakaş, Timaş Yayınları

http://www.namazladirilis.com/modul.php?bl=14 adresinden alınmıştır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Namaz Gönüllüleri Platformu

26/8/2009 · Kategori: Namazla Dirilis

SİZ DE NAMAZ GÖNÜLLÜSÜ OLABİLİRSİNİZ!

“Namaz Gönüllüleri Platformu” tarafından başlatılan “Namazla Diriliş Seferberliği”ne siz de katılabilirsiniz.


Zaten, Rabbimizin en çok önemsediği ibadet olan namazla ilgili faaliyetler ne bizimle başladı, ne de bizimle son bulacak...

Namaz hizmeti, namaza duyarlı kişi ve kuruluşlarca yıllardır büyük bir ihlâs, samimiyet ve fedakârlıkla yapılıyor, yapılmaya da devam edecek...

Biz sadece, namazsızlık felâketine dikkatleri iyice çekmek, bu hastalığı iyileştirmek için yapılacak faaliyetleri arttırmak istiyoruz.

Aslında bütün mü’minler bir namaz gönüllüsüdür.

Hatta, namazını kılmayan mü’minlerin bile yürekleri namaz kılmak arzusuyla kanar, vicdanları namaz kılamadığı için yanar.

İşte siz de, “Namaz için ne yapabilirim?” diye çırpınan milyonlardan biri iseniz, hemen söyleyelim:

Namaz için birçok hizmet yapabilirsiniz.

Söz gelişi, “Namazla Diriliş” isimli kitapçığımızı çevrenize tanıtıp sponsor yardımıyla dağıtılmasını sağlayabilirsiniz.

Unutmayın: Sadece birkaç sayfa okuyarak namaza başlayan kardeşlerimiz var.

İsterseniz, bulunduğunuz il veya ilçede namaz konferansı veya namaz paneli düzenleyebilirsiniz.

Namaz panelini izleyerek namaza başlayan, daha bir şevkle sarılan, çevresine anlatmak için çırpınan binlerce insan var.

Neden insanları namazla buluşturan, Rabbine kavuşturan namaz gönüllülerinden birisi de siz olmayasınız?

Namazla Diriliş Kitapçığını indirmek için tıklayınız.

Önce kendiniz namaz kitaplarını okuyup sonra çevrenize ulaştırarak insanların namaz bilincini arttırabilirsiniz. Hatta namaz için bugüne kadar çıkmış her ürünün ve yapılacak her programın gönüllü tanıtımcısı olabilirsiniz. Namazın önemini vurgulayan âyet, hadîs, güzel söz ve yorumları dostlarınıza hatırlatabilir, posta ya da e-mail yoluyla gönderebilirsiniz...

Bütün bunları yapmak için herhangi bir makam veya üyelik gerekmiyor.

Çünkü bizim yaptığımız bir gönüllü hareketi. Bizler, herhangi bir kurum ve kuruluş altında örgütlenip üyelik oluşturmadık. Siz de, biz de, sadece gönüllüyüz.

Eğer saydığımız faaliyetleri ve benzerlerini gerçekleştirmek, bu konuda bizimle fikir birliği etmek ya da katkıda bulunmak istiyorsanız, bize telefon, faks ve mail adreslerimizden, hatta bizzat ulaşabilirsiniz.

Namaz Gönüllülerinin web sitesi olan www.namazladirilis.com vasıtasıyla yaptıklarımızı inceleyebilirsiniz.

Plâtformda Kimler Var?

Prof. Hayreddin Karaman, Ali Bulaç, Mustafa İslamoğlu, Abdullah Yıldız, Abdurrahman Dilipak, Hekimoğlu İsmail, Prof. Ahmed Yüksel Özemre, Dr. Vehbi Karakaş, Cemil Tokpınar, Vehbi Vakkasoğlu, Dr. Halid Ertuğrul, Emine Şenlikoğlu, Dr. Kerim Buladı, Mehmed Paksu, Ümit Şimşek, Ahmed Şahin, Yıldız Ramazanoğlu, Ömer Karaoğlu, Haşim Akten, Prof. Ahmed Ağırakça, Şule Yüksel Şenler, Prof. Ümit Meriç, İsmail Mutlu, Ayşe Böhürler, Prof. Alaaddin Başar, Selim Gündüzalp, Rasim Özdeneren, Yusuf Kaplan, Prof. Suat Yıldırım, Süleyman Arif Emre, Oğuz Saygın, Osman Ersan, Esma Sayın Ekerim, Engin Noyan, Dr. Senai Demirci, Süleyman Kösmene, Ahmed Bulut, Şaban Döğen, Ali Eren, Hasan Hafızoğlu, Mehmed Göktaş, Veysel Akkaya, Sibel Eraslan, M. Emin Yıldırım, Mehmed Çelen, Nurullah Çörek, Haluk İmamoğlu, Prof. Mehmed Emin Ay, Eşref Ziya Terzi, Dr. Mustafa Karataş, Mehmed Talu, Mahmut Toptaş, Selahaddin Yazıcı, Doç. Şadi Eren, Mehmed Akça, Dursun Ali Erzincanlı, Said Demirtaş, Gülden Sönmez, Ali Rıza Demircan, Beşir Eryarsoy, Ramazan Kayan, Nureddin Yıldız, Şerafeddin Kalay, Mustafa Karahasanoğlu, Abdurrahman Arslan, Ahmed Şişman, Cevat Özkaya, Cihan Aktaş, Bülent Yıldırım, Hüsnü Kılıç, Fuad Günday, Bestami Yazgan, Mustafa Özcan, Mustafa Demirci, Ali Nar, Ahmed Kalkan, Akif Emre, Ahmed Varol, Mustafa Özel, Mustafa Miyasoğlu, D. Mehmed Doğan, Mustafa Yazgan, Ekrem Kızıltaş, Tarık Tufan, Mesut Uçakan, Ömer Lütfü Mete, Yahya Soyyiğit, Abdülmetin Balkanlıoğlu, Dursun Ali Taşçı.

 

Namaz Gönüllüleri Platformu

Tel & Faks: 0.212.5230814

Mail: namaz@namazladirilis.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Bir Oruçlunun Günlüğü - 2.Gün

22/8/2009 · Kategori: Ramazan 2009

Bir oruçlunun günlüğü - 2.Gün

Müslüman olmak neyi gerektirir?

 

İslam, Allah'a teslim olmaktır. Müslüman da, Allah'a teslim olmuş ve bu teslimiyetini söz, davranış ve haliyle sürekli şükür içinde bulunarak yaşayan insanlara denir. Kısacası, "Ben Müslüman'ım" demekle iş bitmemektedir. Asıl olan yaşamaktır.

"Ben Müslüman'ım" sözünü hayatımızla tasdik etmektir. Yani hayatımız, her saniyesiyle teslimiyetimizi gösterir hale gelmelidir. Bu durum kimileri için çok kısa bir zamanda elde edilir. Asıl çoğunluk içinse aşılması uzun bir yol haline gelmektedir. Neden kimileri hemencecik sonuca ulaşırken birçok insan uzun bir yol kat etmek zorunda kalmaktadır? Bu sorunun cevabı iki ayrı soruyla anlaşılır hale gelir. Birincisi, 'İslam'ın temeli ve başlangıcı nedir?' İkincisi de, 'İslam'ın nihayeti, yani sonucu nedir?' sorularıdır. Birinci sorunun cevabı şudur: İslam'ın temeli ve başlangıcı iman ve iz'andır. Yani Allah'ın varlığına ve birliğine, aksine ihtimal vermeyecek derecede inanmak ve gönlünü Hakk'a bağlamaktır. Gönül Hakk'a bağlanınca artık her şey O'nun razı olacağı şekilde gönle girebilir. O'nun hoşnut olmayacağı şeylere gönül kapılarını kapatmak gerekir. İman ve iz'an bu dereceye ulaşmamışsa, yolun başında oyalanıp durduğumuz için bir türlü sonuna ulaşamayız. İkinci sorunun cevabı da şudur: İslam'ın nihayeti ihsan ve ihlastır. Yani imanla Allah'a bağlanmış gönüllerin sorumluluklarını yerine getirirken, Allah'ın rızasından başka hiçbir gaye gözetmemekte çok titiz olmalarıdır. Bu titizlik şöyle ifade edilir: Allah'ın seni gördüğünü biliyorsun. Sanki sen de Allah'ı görüyormuşsun gibi ve her an O'nun nezareti altında olduğunu hissederek sorumluluklarını yerine getirmektir. İşin aslını söylemek gerekirse İslam, işte bu noktaya ulaştıktan sonra yaşanan hayattır. İslam hayatın kendisi olunca, İslamcılık tabirinin ne kadar yavan ve yapmacık kaldığı da hemen anlaşılır.

EY NEFİS! DİKKAT ET

İman bir bâtın, İslam ise onun söz, davranış ve hallerle yaşanıp, ortaya konulması manasında bir zâhirdir. Hak din dediğimiz İlahî nizam da bu ikisinin toplamından ibarettir. Evet din; iman ve İslam'ın bütün yönleriyle yaşanmasına verilen isimdir ve onu böylece temsil edenlere de (dinci değil) dindar denir. Bil ki Dini sadece bir inançtan ibaret görenler aldanmaktadır. Onu bütün benliği ile kabul edememiş kültür Müslümanları da aldanmaktadır.

Bu bütünlüğe dayanarak amelleri imanın parçası görmek doğru değildir. Amelin farz olduğuna inandığı halde onu tam olarak yerine getiremeyenler günahkar olsalar da yine mümindirler.

BU HATALARDAN SAKIN

Dini sırf bir vicdan meselesi gibi görenler iki türlü hata ederler. Bu hatalardan sakın. Birincisi, dinin ruhuna saygısızlık etmiş olurlar. İkincisi de hadlerini fazlasıyla aşmış olurlar. Din akıl ister, akıl da düşünmek ister. Din akıl ve şuur sahiplerini muhatap alır. Çünkü inanmak için akıl ve şuur lazımdır. Akıllı ve düşünceli olanlar düşünür, değerlendirir ve kendi tercihlerini ortaya koyarak iman ederler. Din de onları yine kendi irade ve seçenekleriyle hem dünyada hem de ahirette sevinecekleri yollara yönlendirir. Akıl ve irade mahrumları sorumlu tutulmamışlardır. Dolayısıyla onları hayra sevk etmek gibi bir iltifat da söz konusu değildir. Bütün peygamberler temelde aynı şeyi getirmiştir. Bu espriye binaen İslam, diğer dinlerin de koruyucusu, şahidi ve dayanağıdır. Bu sebeple İslam'ı yeniden ihya etmek, diğer peygamberlere inananların inançlarını revize etmek, eksik ve noksanlarını tamamlamak ve yeni ufuklar açarak bir manada onları da ihya etmek sayılacaktır. Kaynaklarının bir olması bu konuda en büyük ümit verici sebeptir. ZAMAN - HAMDULLAH ÖZTÜRK

 
Günün Duası

ALLAH'A (CC) şöyle dua edebiliriz;Ey bütün sebepleri elinde tesbih gibi çeviren Kudreti Sonsuz! Sen'den talebinden bile âciz olduğumuz lütuf kapılarını biz nâçâr kulların için de aralamanı; dünya ve ukbâ saadetine vesile olabilecek şekilde sebepleri bizim için de musahhar kılmanı diliyoruz.

Günün Ayeti
"O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan,
hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi.
 Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun.
Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca
diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez.
Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı
Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz. "
Bakara Suresi : 185

 Günün Hadisi

Size Ramazan ayı geldi. O bereket ayıdır. O ayda tam hayır vardır ve Allah sizi gaşyeder. Rahmetini inzal eder, hataları siler, duaları kabul eder. Sizin ragbetinize bakar ve sizinle meleklerine iftihar eder. Onun icin Allah'a kendi tarafinızdan hayır ödeyin (Çok hayır yaparak Ramazanın hakkını verin). Zira şaki, o ayda Allah'ın Rahmetinden mahrum kalan kimsedir.

Hz. Muhammed (s.a.v.)


Günün Sözü


İçindeki neyse dışına o sızarKişinin iç dünyasında olan neyse, dışta da birtakım işaretlerle kendini belli eder. Hz. Ali bu konuda şöyle buyurur:

"Bir kimse bir şeyi gizli gizli yaparsa, bu mutlaka dil sürçmelerinde, yüz ifadelerinde kendisini belli eder." Mevlânâ da; "Bir insanda kendini yüksek görme, hırs ve şehvet varsa; bunlar, o konuşurken soğan yemiş gibi kokar." der.

Ramazan'ın hikmetlerini yakala

Oruç, nefsin ve dolayısıyla onun üzerinden bizimle uğraşmaya azmetmiş Şeytan'ın zincire vurulduğu bir aydır. Eğer oruç yanında affedici, fedakâr, cömert, sakin olamıyorsak, kin ve düşmanlık gibi hastalıkları içimizden atamıyorsak Ramazan'ın hikmetlerinden habersiz kalmışız demektir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Bir oruçlunun günlüğü - 1.Gün

21/8/2009 · Kategori: Ramazan 2009

Bir oruçlunun günlüğü - 1.Gün

Bugün Ramazan'ın ilk günü ve ilk cuması. Cuma namazını öncesi ve sonrasıyla dua ve
Kur'an okuyarak geçirelim. İlk günün bereketini almaya çalışalım.
Bugün, "Oruçlunun uykusu ibadet, susması tesbihtir. Amelleri misliyle kabul edilir, duası makbuldür, günahları affedilir." hadisini ezberleyelim.

Günün Duası

 

Allah'ım, günlerimizi sana ibadet etmemizle doldur; vakitlerini sana
itaat etmemizle süsle; gündüzlerinde oruç tutmaya, gecelerinde
namaz kılıp dua etmeye,
bağışlanmak için ağlayıp sızlamaya muvaffak et bizi; gündüzleri gafletimize,
geceleri
kusur ettiğimize tanık olmasın.Allah'ım, hayatta olduğumuz sürece de
bizi böyle olmaya
muvaffak et.
Bizi, "Firdevs'e varis olup orada sürekli kalacak olan" (Mü'minun/11),
"Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri çarparak veren" ve
"iyiliklere koşuşup
iyilik için yarışan" (Mü'minun/60-61) salih kullarından kıl.
Allah'ım, her zaman, her an ve her halükârda, salat ettiğin kimselere
ettiğin tüm salatların
sayısıca, tüm o salatların, senden başka kimsenin sayamayacağı kadar
kat kat fazlasıyla
 Hz. Muhammed ve âline salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen, dilediğini yaparsın.
Amin..

 Günün Ayeti

"O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan,
hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi.
 Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun.
Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca
diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez.
Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı
Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz. "

Bakara Suresi : 185

 Günün Hadisi

Size Ramazan ayı geldi. O bereket ayıdır. O ayda tam hayır vardır
ve Allah sizi gaşyeder.
Rahmetini inzal eder, hataları siler, duaları kabul eder. Sizin
ragbetinize bakar ve sizinle meleklerine iftihar eder.
 Onun icin Allah'a kendi tarafinızdan
 hayır ödeyin (Çok hayır yaparak Ramazanın hakkını verin).
Zira şaki, o ayda Allah'ın Rahmetinden mahrum kalan kimsedir.

Hz. Muhammed (s.a.v.)

        Günün Sözü

Ramazan geldi; aşk ve iman padişahının sancağı erişti! Artık maddî yiyeceklerden
elini çek! Çünkü göklerden manevî rızık geldi ve can sofrası kuruldu!

Hz. Mevlâna (k.s.)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Ramazan Ayı ve Toplumsal Hayat

19/8/2009 · Kategori: Ramazan 2009





Ramazan Ayı ve Toplumsal Hayat

 

Tarih: 13.08.2009

Ramazan ayı Müslümanların mübarek aylarından bir aydır ve bu ay on bir ayın sultanı olarak bilinir. Onu diğer aylardan ayıran ve faziletli kılan pek çok şey vardır. Zira bu ay aynı zamanda rahmet, merhamet ve günahlardan bağışlanmaya vesile olmaktadır. Bir başka açıdan da o, yılın dinî bakımdan en yoğun olarak yaşandığı ve bir muhasebenin yapıldığı aydır. Dolayısıyla bir fırsatlar ve imkânlar ayı olarak da düşünülebilir.


Ramazan ayı, Kur’an’ın inmeye başlaması, orucun bu ayda tutulması, Hz. Peygamber’in Kur’an’ı Cebraille karşılıklı okuması, teravih namazlarının kılınması, zekâtların bu ayda verilmesinin tercih edilmesi, sadaka ve fitrelerin verilmesi gibi önemli ibadetleri içermektedir. Bütün bunlar dinî hayat açısından bireysel ve toplumsal anlam ve önem ifade etmektedirler. Zaten din, söz konusu bu unsurlarla yaşanmakta ve hayata geçirilmektedir. Bu anlamda ramazan ayı, Kur’an’ın en fazla okunduğu, namazların en fazla kılındığı, ay boyu orucun tutulduğu, hayır ve hasenatın yapıldığı güzellikler ve faziletler ayı olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla ramazan ayı rahmet ve bereket ayı olarak değerlendirilebilir.

Dün olduğu gibi bugün de insanlığın en çok sorun yaşadığı alan, sosyal alandır. Özellikle toplum hayatında insanlar arası ilişkilerde sevgi, saygı ve hoşgörü son derece önemlidir. Sözü edilen bu değerler toplumsal huzur, güven ve barışın ana unsurlarıdır. Bu değerlerin güçlü olduğu sosyal ortamlarda hayat daha huzurlu ve güvenlidir, zayıf olduğu ortamlarda da hayat endişeli, huzursuz ve güvensizdir. O nedenle huzurlu bir toplumsal ortamın oluşmasında ramazan ayı gibi manevi ortamlara ihtiyaç vardır. Zira ramazan atmosferi insanların nefislerini dizginleyerek, yumuşamasına ve ahlaki değerler çerçevesinde davranılmasına imkân sağlar.

Oruç Ayı

Ramazan ayını diğer aylardan ayıran en önemli özelliği oruç ayı olmasıdır. Zira oruç ibadeti, bu ayın en temel ibadeti olarak yaşanmaktadır. Aslında oruç ibadeti İslam’ın şartlarından birisidir. Onun tutulduğu ay da ramazan ayıdır. Bu gerçeklik Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı…). (Bakara, 183-184) Ayetlerden de anlaşıldığı üzere ramazan ayı denildiğinde ilk akla gelen, oruç ibadeti olmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) de “Bir kimse, ramazanın faziletine inanarak ve mükâfatını umarak oruç tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Savm, 6; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 175) Yine bir başka hadislerinde Hz. Peygamber (s.a.s.), “Her kim inanarak ve ecrini yalnız Allah’tan umarak ramazan ayını ibadetle geçirirse, geçmiş günahları mağfiret olunur” buyurmuşlardır. (Buhârî, Îmân, 27; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 173)



Oruç ibadetinin birey ve toplum açısından, maddi ve manevi pek çok faydaları vardır. Her şeyden önce oruç ibadeti, insanın manevi dünyasının olgunlaşması, kemale ermesi ve takva boyutu kazanması açısından anlamlıdır. İnsanın yaratılış gayesine uygun bir çerçevede yaşaması ve hayatını sürdürmesi arzu edilmektedir. Bunun için de insanın hem bilgi hem de uygulama boyutu bakımından yetiştirilmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. İşte oruç ibadeti bütün bu boyutları insana kazandırmaktadır. Öyle ki teorik olarak oruç tutmanın gerekliliğine inanan bir insan, uygulama olarak da onu hayatına geçirmektedir. Burada herhangi bir zorlama yoktur. Bu tamamen insanın inanması ve inancının gereğine uygun bir şekilde davranması ile ilgilidir. Zaten insanın bir şeyi kendi arzu ve isteği doğrultusunda yapması daha anlamlı ve eğitici bir boyut taşımaktadır. Bu anlamda oruç ibadeti ikili bir kazanım sağlamaktadır. Bunlardan birincisi insanın, oruç ibadetiyle elde ettikleridir. Zira oruç ibadeti hem manevi anlamda bir arınma hem de maddi anlamda bedenin arınması olarak değerlendirilebilir. İnsanın manevi anlamda arınması, zihnini ve gönlünü kötü duygu, düşünce, tutum ve davranışlardan uzaklaştırması buna mukabil, iyi, güzel ve faydalı duygu, düşünce, tutum ve davranışlara yönlendirmesi olarak düşünülebilir. İşte oruç ibadeti ile insan, böyle bir sürece girebilir. Çünkü maddi anlamda aç kalan ve ibadetlerle de manevi alana yönelen bir insan, açlığı ve yokluğu düşündüğü gibi, kendi yaratılış gayesinin ne olduğunu ve nasıl hareket etmesi gerektiğini de düşünmeye başlar. Bunlar da kişinin insanlık değerlerini geliştirerek, yükselmesini sağlar. Zaten ideal olan da yüksek ahlak değerlerini kazanmak ve o çerçevede bir hayat yaşamaktır. Bunun kazanılabilmesi de oruç ve benzeri ibadetlerle olmaktadır. Öyle ki oruç, Hamdi Yazır’ın da ifade ettiği üzere, nefsin fenalıklardan ve azgınlıklardan arınarak, kalbin Allah’a yönelmesine ve imanın lezzetine varılmasına imkan sağlar. (Elmalılı M. H. Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, C. 1, s. 2) Böylece insan, dinî anlamda takva olarak ifade edilen çerçevede bir hayat yaşamaya çalışır. Zaten Yüce Kur’an’ın övdüğü ve bir ideal olarak bize sunduğu da ahlaki değerler üzere bir hayat yaşamaktır. Zira bir ayette Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar; sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (gönülden Allah’a) saygılı erkekler ve (gönülden Allah’a) saygılı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; (İşte) Allah bunlar için bağış ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzâb, 35)

Oruç ibadetinin kazandırdığı diğer boyut ise, toplum açısındandır. Ahlaki ve manevi duygularla donanımlı hale gelen insan, bireysel ve toplumsal hayatında doğruluk, dürüstlük ve adalet değerleri çerçevesinde yaşamayı kendine bir ideal olarak görür. İnsanın bu duygu ve düşünceler doğrultusunda hareket etmeye çalışması da toplumsal hayata olumlu etkiler olarak yansır. Toplum bireylerinin tümünün aynı duygu ve düşünceler doğrultusunda hareket etmesi sosyal hayatın düzenli, huzurlu ve güvenli olmasını sağlar. Burada birey ve toplum dengesine dayalı sosyal bir yapı ortaya çıkmaktadır. Zaten insanların büyük çoğunluğunun arzu ettiği de bireysel ve toplumsal hayatta huzurlu ve güvenli bir hayat yaşamaktır. Farabi böyle bir topluma erdemli toplum adını vermektedir. Ona göre erdemli toplumun bireyleri “saadete ulaşabilmek için çalıştığı takdirde üstün bir ruh seviyesine varır. Bu uğurda çalıştığı nispette ruhî üstünlüğü artar, gün geçtikçe de fazileti kuvvet kesbeder.” (Farabi, El-Medinetü’l Fâzıla, çev.: N. Danışman, 1990, s. 93-94) Paylaşımların çoğalmasına birey ve toplum dengesinin sağlanması ve ideal bir toplum yapısının oluşmasında dinî ve ahlaki değerlerin büyük önemi vardır. Bu bağlamda oruç ibadeti de toplumda manevi bir atmosferin oluşmasına ve kardeşlik duygularının gelişmesine paylaşımların çoğalmasına imkân sağlamaktadır. Zaten bir toplumda sevgi, saygı ve kardeşlik duyguları geliştikçe sosyal yapıda da olumlu ve huzurlu bir işleyiş kendiliğinden belirir.



Sahur ve İftar Vakti

Ramazan ayında yaşanan güzelliklerden birisi de sahura kalkmak ve iftar etmektir. Sahur vakti uykunun en tatlı olduğu bir zaman dilimidir. İnsanın böyle bir zamanda kalkması her ne kadar zor olsa da manevi anlamda bir coşku meydana getirmektedir. Yine sahura kalkmak, aynı zamanda sabah namazını vaktinde kılabilmek açısından da önemlidir. Bu duyguları yaşayan bir insan, zihin ve gönül dünyasında huzurlu olacağı gibi sosyal hayatında da diğer insanlarla sağlıklı iletişim ve etkileşimlerde bulunur. Zira bu duygu onun ruh dünyası üzerinde olumlu bir etki meydana getirir.

Ramazan ayında yapılan iftarlar ayrı bir güzellik ve coşku kaynağıdır. İftarlar, hem bireysel hem ailesel hem de toplumsal açıdan birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının yaşandığı önemli anlardır. Bireysel açıdan, insanın diğer insanlarla aynı duyguları yaşamasına; ailevî açıdan, aile bireyleri arasında sevgi, neşe ve coşkunun gelişmesine; toplumsal açıdan da birlik, beraberlik ve bütünlük duygularının oluşmasına vesile olur. Öyle ki fakir bir insanın zengin bir insanın evinde bir akşam iftar etmesi, ona karşı olan duygu ve düşüncelerinin olumlu anlamda gelişmesine ve onu kardeş olarak görmesine neden olur. Bu, aslında karşılıklı bir duygu etkileşimidir. Bu bağlamda verilen iftar yemeği, kardeşliğin ve samimiyetin artmasını ve olumlu duygu ve düşüncelerinin gelişmesini sağlar. Çünkü oruç tutan bir insan diğer insanlarla aynı duygu ve düşünceleri paylaşır. Zira ikisinin de ortak noktası gün boyu Allah rızası için aç kalmak ve ibadet etmektir. Dolayısıyla aç kalan bir insan açlığın ve yokluğun ne anlama geldiğini böylelikle daha iyi anlar. Bu anlayış da diğer insanlara karşı daha hoşgörülü ve merhametli olmayı beraberinde getirir. Böylece karşılıklı ortak şuur oluşur. Ortak duygu ve düşüncelerin artması da toplumsal huzuru artırır.



Teravih Namazlarının Kılındığı Ay

Teravih namazı sünnet bir namaz olarak bilinmektedir. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için ramazan gecelerini ibadetle geçiren kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân, 27) Bireysel ve toplumsal hayat açısından ramazan gecelerinde kılınan teravih namazları, kadın - erkek, genç - ihtiyar, zengin - fakir, yediden yetmişe herkes üzerinde olumlu bir etki meydana getirmekte ve insanları birbirlerine yakınlaştırmaktadır. Öyle ki ramazan gecelerinde teravih vakti buluşma ve görüşme zamanı olarak ayarlanmakta ve insanlar arasında muhabbetin oluşmasına vesile olmaktadır.

Ramazan gecelerinde camilerde yapılan vaaz ve irşad faaliyetleri de ayrı bir anlam ve öneme sahiptir. Toplumun dinî hayatının gelişmesi açısından buralarda elde edilen dinî bilgiler toplum bireyleri üzerinde olumlu etkiler meydana getirmektedir. Hatta bazı insanlar için ramazan ayı zararlı alışkanlıkların bırakıldığı ya da bırakılmaya çalışıldığı zaman dilimleridir. Bu açıdan da ramazan ayı ve dolayısıyla teravih namazları öğretici ve geliştirici bir boyut taşımaktadır.



Kur’an’ın İnmeye Başladığı Ay

Ramazan ayının belirgin özelliklerinden birisi de Kur’an-ı Kerim’in bu ayda inmeye başlamasıdır. Öyle ki ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun...” (Bakara, 185) Kur’an-ı Kerim’in ramazan ayı içerisinde bulunan Kadir Gecesi’nde inmeye başladığı ayette açıkça belirtilmektedir, hatta Kadir suresi ismini bu geceden almaktadır. Kadir suresinde şöyle buyrulmaktadır: “Biz o (Kur’a)nı Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh, o gece Rablerinin izniyle (o yıl takdir edilmiş olan) her iş için iner de iner. Esenliktir o, ta tan yeri ağarıncaya kadar!” (Kadir, 1-5) Ayetlerde de belirtildiği üzere, Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmeye başlanması son derece anlamlı ve önemli bir başlangıçtır. Dolayısıyla bu bile ramazan ayını diğer aylardan ayıran önemli bir farklılık olarak düşünülebilir. Zira Yüce Kur’an, insanlığı, karanlıklardan aydınlığa, zulümden adalete, ahlaksızlıktan ahlaklılığa davet etmekte ve yol gösterici bir rehber olarak yolumuzu aydınlatmaktadır. Onun nuru ve hidayet edici boyutu tüm insanlığı kuşatmakta ve kapsamaktadır.


Zekat, Sadaka ve Fitre Ayı

Ramazan ayının güzelliklerinden ve hayatımıza getirdiklerinden birisi de mali yardımlaşma ve dayanışma boyutudur. Bu ayda asıl verilmesi gereken, aslı fıtır sadakası olan fitredir. Fitre, ramazan ayında bayram namazı vaktine kadar, fakirlere verilmesi gereken bir sadaka türüdür. Basit ve az olarak görülse de fitre, fakirlerin ve yoksulların, bayramı diğer insanlarla aynı coşku ve atmosferde olmasa bile, önemli ölçüde onların moral dünyalarını yükseltmekte ve bayram coşkusu yaşamalarını sağlamaktadır. Zira verilen fitreler, fakir, yoksul, öksüz ve yetimlerin o küçücük dünyalarında bir canlılık ve neşe meydana getirmektedir. Böylece onlar da diğer insanlarla beraber bayramın getirdiği güzelliğe ve coşku atmosferine katılmaya çalışmaktadırlar. Öyleyse toplumsal birlik, beraberlik ve bütünlüğün sağlanmasında bundan daha etkili, daha güzel ve daha anlamlı ne olabilir?

Ayrıca ramazan ayı, zekâtların ve sadakaların verildiği bir aydır. İnsanlar genelde bu ayda daha fazla hayır ve hasenat işlemeye, fakir ve fukarayı düşünmeye çalışırlar. Zaten insan açısından duygu boyutu önemli bir zihin halidir. Gün boyu oruç tutan insan, komşularını, akrabalarını, fakirleri ve yoksulları en çok böyle zamanlarda hatırlar. O nedenle ramazan ayı bir anlamda hayır ayı olarak da düşünülebilir. Bir başka ifadeyle ramazan ayı, en çok hayır ve yardımların yapıldığı aydır.


Sonu Bayram Olan Ay

Ramazan ayı bayramla son bulmaktadır. Başlangıcından sonuna kadar güzelliklerin yaşandığı ve her türlü ibadet ve taatın hayata geçirildiği, hayır ve yardımların yapıldığı ayın sonunda insanları huzur, mutluluk ve sevinç hâli beklemektedir. Ay boyunca sahurlara kalkılmış, oruçlar tutulmuş, iftarlar yapılmış, teravihler kılınmış, hatimler ve duaları yapılmış, zekat, sadaka ve fitreler verilmiş, evler, bahçeler temizlenmiş, her şeyden önce ruhlar ve gönüller arındırılmış, kötü alışkanlıklar terk edilmiş, iyi ve güzel davranışlar hayat tarzı haline getirilmiş ve fıtrata uygun yaşama bir ideal olarak zihin ve gönüllere kodlanmış bir ruh haliyle bayram namazlarına gidilmiştir.

Bayram namazı kılındıktan sonra, başta imam ve müezzin olmak üzere herkesle bayramlaşılmış, dargınlar barışmış, toplumsal kardeşlik atmosferi oluşmuş bir ortamda bayram havası yaşanmaktadır. Ramazan Bayramı’nda, camiden çıkıldıktan sonra insanlar ailelerinin yanlarına giderek onlarla bayramlaşırlar ve birlikte yemekler yenilir. Daha sonra komşular, akrabalar ve tanıdık -tanımadık hemen herkesle bayramlaşma süreci başlar. Bu süreç birey ve toplum açısından coşkunun ve mutluluğun zirve yaptığı zaman dilimleridir. Aynı zamanda toplumsal barış ve huzurun en yoğun yaşandığı anlardır.





Not: Bu yazı, Diyanet Aylık Dergi Ağustos 2009 sayısında yayınlanmıştır.

Doç. Dr. Ali Akdoğan
Rize Üniv. İlahiyat Fak.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Blog Haritası

Ev & Dekorasyon

DiniBilgiler
Hobilerim

Kişisel Gelişim & NLP

Hayata Dair Yazılar




Sağlıklı Yaşam Önerileri

Yazılım Bilgi Siteleri

14/7/2009 · Kategori: Bilgisayar Yazilim

Merhaba;

Yazılım Uzmanlığı yolunda ilerleyenlerin bilgi edinmesinde faydalı olacak sitelerin link adresleri aşağıdaki listelenmektedir.
Faydalı olması dileği ile;





MSDN: 
http://msdn.microsoft.com/tr-tr/default.aspx






C#Nedir?
http://www.csharpnedir.com/






Yazgeliştir
http://www.yazgelistir.com/default.aspx





Fazla Mesai
http://www.fazlamesai.net/






MS Akademik
http://www.msakademik.net/










Code Plex
http://www.codeplex.com/





The Code Project
http://www.codeproject.com/



C# Corner
http://www.csharp-corner.com/




ASP.NET -
http://www.asp.net








Silverlight -
http://www.silverlight.net






CeTurk
http://www.ceturk.com/


                                                                                                                                                                                       Nedir TV
http://www.nedirtv.com/






Kariyer Video
http://www.kariyervideo.com/


 


SourceForge benzeri yeni bir SourceControl 
http://github.com/







Ansiklopedi
http://wikibooks.org/


Component Yapan Firmalar:




DevExpress
http://www.devexpress.com






Telerik
http://www.telerik.com/





Infragistics
http://www.infragistics.com/



SQL Aracı :






Red-Gate : SQL Toolbelt -
http://www.red-gate.com

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!