Salavat Nedir? Faydası Nedir?

Salavat Nedir?

Bilindiği üzere Efendimiz (sas) Hazretleri’nin adı anıldığında duyan her Müslüman’ın salavat getirmesi ihmal edilmez bir görevi, unutulmaz bir vefa borcudur. Nitekim Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

"Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (Ahzab Suresi, 56) Veya “tam bir teslimiyetle ona teslim olun.”

Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmek; meleklerin ve bizim salât etmemiz de onun için rahmet duası etmek anlamına gelir. Onun rahmete erişmesi ise, ümmeti olarak bizim rahmete erişmemiz demektir. Çünkü hayatı boyunca görüldüğü gibi, onun bütün kaygısı ümmetinden ibarettir. Bir gece sabaha kadar ümmeti için Rabbine yakardıktan sonra Allah ona Cebrail ile “Biz seni ümmetin hakkında hoşnut edeceğiz ve asla üzmeyeceğiz” şeklinde haber göndermiştir. (Müslim, İman: 346.) İsra Suresi 79. ayette de ona “Övülmüş Makam” adıyla şefaat makamının verileceği müjdelenmiştir ki, bu durum, bizi Allah’ın Resulü ile çok yakın ve sıcak bir ilişki içinde bulunmaya davet etmektedir. İşte salâvat, onunla bizim aramızda bu sıcak ilişkiyi kuran, devam ettiren ve pekiştiren en önemli bir vasıtadır.

O kadar ki, O’nun irşadıyla var oluş hikmetini anlayan her Müslüman’ın üzerine bu salavatın ömründe bir keresi farz, sonrakileri vacip, tekrarlarda ise sünnet olduğu bildirilmiş, salavatın terki ise şefaatten mahrumiyete sebeptir, denmiştir.

İyilik gördüğü kimselere iyilik etme minnettarlığı duyan, hatta bir kahvenin kırk yıl hatırını sayan insanlar, ebedi hayatını kurtarmaya vesile olan Resulüllah’a da (sas) elbette minnettarlık duyacak, adını duyunca büyük bir hürmet ve sevgiyle salavat getirecek, böylece gösterdiği bu bağlılıkla da şefaatine nail olacaktır.

"Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." ayetinin emri gereği olarak ömürde bir defa salavat getirmek farz, sonraları her ilk duyuşta vacip, aynı yerde tekrarlanmalarda ise sünnet olduğu ifade edilmiştir. Anlaşılan odur ki, getirilen salat–ü selamdan hem Rabbimiz, hem de melekleri razı olmakta, ayrıca melekler salavat getirenlere de dua etmekteler. Hadis kitaplarında görüyoruz ki, Efendimizin (sas) Cennet’teki makamının yükselmesine sebep olan salavatı okuyan insana melekler, “Allah da senin makamını yükseltsin!” diye dua etmekte, öteki melekler de bu duaya amin demekteler. Salavat getiremeyene ise, “Allah da senin makamını yükseltmesin!” diye tepki göstermekte, öteki melekler de bu tepkiye amin diyerek iştirak etmekteler.
Demek ki, Efendimizin (sas) adını duyunca salavat getirenler meleklerin hayır duasını alır, getirmeyenler ise bedduasına maruz kalırlar. Ayrıca, Peygamberimiz (sas) de, adını duyduğu halde salavat getirmeyen vefasız ümmetine kırılmakta, bunu da “burnu sürtülsün!” sitemiyle dile getirmektedir.
Salavatın çeşidi sayılamayacak kadar çoktur. Bunların en meşhurları da namazlarda tahiyyattan sonra okuduğumuz, “Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” ile “Sallallahü aleyhi vesellem” salavatlarıdır. Manaları şöyle özetlenebilir:
–Rabbimizin rahmeti, meleklerinin istiğfarı ve bizim de selamımız Efendimiz Hazreti Muhammed ve ailesi üzerine olsun.

Bu konuda Peygamberimizin birçok hadisi bulunmaktadır ki, bunlardan birkaç tanesi şöyledir:

“Kabrimi bayram yerine çevirmeyin. Bana salât ve selâm edin. Çünkü nerede olsanız salât ve selâmınız bana ulaşır.” (Ebû Davud, Menâsik: 97.)

“Günlerinizin en üstünü Cuma günüdür. O gün bana çok salât ve selâm getirin. Çünkü sizin salât ve selâmlarınız bana sunulur.” “Ey Allah’ın Elçisi,” diye sordular. “Sen ölüp de senden bir iz kalmadıktan sonra salât ve selâmlarımız sana nasıl sunulur?” Peygamberimiz buyurdu ki: “Allah, peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi toprağa yasaklamıştır.” (Ebû Davud, Salât: 201.)

Übeyy ibni Kâ’b birgün Peygamberimize şöyle sordu: “Ey Allah’ın Elçisi, ben sana çok salâvat getiriyorum. Duamın ne kadarını salâvata ayırayım?” Peygamberimiz “Dilediğin kadarını” buyurdu. Übeyy yine sordu: “Dörtte birini ayırayım mı?” Peygamberimiz yine “Dilediğin kadarını,” buyurdu. “Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.” “Yarısını?” “Dilediğin kadarını. Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.” “Peki, duamın tamamını salâvata ayırsam?” “İşte o zaman Allah senin bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını da bağışlar.” (Tirmizî, Kıyamet: 23.)

“Yeryüzünde Allah’ın seyyah melekleri vardır; ümmetimin selâmlarını bana ulaştırırlar.” (Müstedrek, 2:456, no. 3576.)

“Ey Allah’ın Elçisi, sana selâm vermeyi anlıyoruz; peki, nasıl salât edeceğiz?” sorusuna karşılık ise, Peygamberimiz, namazların teşehhüdlerinde okumakta olduğumuz “Allahümme salli, Allahümme bârik” duâlarını öğretmiştir. (Buhârî, Tefsir 33:10; Tirmizî, Tefsir 33:23.)

Bu gibi salavatlar Efendimize has bir dua olduğundan O’na mahsus duayı Rabbimiz reddetmez.
Bu niyetle bizler de özel dualarımıza redde uğramayan salavatla başlar, salavatla bitirirsek iki makbul dua arasına aldığımız duamızın kabul olacağını ümit ederiz.
Okuma ve yazmalarda ise Efendimizin (sas) adı geçince açıkça:
–“Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” yahut da “Sallallahü aleyhi ve sellem” demek en güzeli olduğu gibi, yazanların salavatın baş harfleriyle (asm) yahut da (sas) şeklinde işaretlemeleri de salavatı hatırlatmak demektir. Ancak yazıda bu gibi salavat getirme işaretleri çoğalınca okuyanlar bazen zorlanmakta ve maksadının aksine, hürmet için konan işaretler bazen hürmet zedelenmesine de sebep olmaktadır. Böyle bir hürmet eksilmesine sebep olmaktansa işaretleri azaltıp okuyanın irfanına bırakmakta isabet olsa gerektir.
Efendimize getirilen salavat, günahının affına sebep denemez. Çünkü O’nun böyle bir durumu söz konusu değildir. Makamının yükselmesine vesiledir. O yüzden Efendimizin makamını kimse tahmin ve tespit edememektedir. Çünkü her saniye, iyiliğine sebep olduğu ümmetinden nehirler gibi salavat duaları akmakta, böylece yükselmenin hiç durmayıp kıyamete kadar da devam edeceği anlaşılmaktadır.

Tarihi bir saygı örneği:
Sultan Mahmud Gaznevi, Muhammed adındaki hizmetçisine her defasında çok sevdiği bu Muhammed adıyla hitap ettiği halde bir defa da babasının ismiyle hitap eder. Buna üzülen hizmetçi, neden çok sevdiği güzel ismiyle değil de babasının ismiyle çağırdığını sorunca Sultan’dan şu cevabı alır:
–Ben her defa abdestli bulunuyor, o yüce ismi abdestle söylüyordum. Bu defa abdestim yok! O mübarek ismi abdestsiz ağzıma almaktan utandım!
Mübarek ismi duyduğu halde gönlü kıpırdamayan salavat tembellerine ithaf olunur.

Yukarıdaki yazı http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=3038&keyword=salavat adresinden alınmıştır.

Salavat Nedir? Faydası Nedir?

1-Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;

"Kim bu salavati okursa benim sefaatim ona vacib olur."

"Allâhümme salli alâ Muhammedin ve enzilhül münzelel mukarrebe indeke yevmel kiyâmeti."

2-Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;

"Her kim bana salavat verirse sonunda bunu okusun."

"Allâhümme enzilhül mak'adel mukarrebe indeke yevmel kiyâmeti."

3-Ebu Hureyre (ra)' den rivayetle, Kadi Iyaz' in (rahimehullah) Sifâ-i Serif Kitabindan alinmistir.

"Allâhümme salli alennebiyyil ümmiyyi ve ezvâcihî ümmühâtil mü'minîne ve zürriyyetihî ve ehli beytihî kemâ salleyte alâ Ibrâhîme inneke hamîdün mecîd."

4-"Kim *****a günleri bu sekilde salavat getirirse Hak Teâlâ onun seksen yillik günahini affeder."

"Allâhümme salli alâ Muhammedin abdike ve resûliken nebiyyil ümmiyyi."

Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;

5-"Her fakir kimse sadaka verenlerin sevabi kadar sevab almak isterse bu vechile salavat versin."

"Allâhümme salli alâ Muhammedin abdike ve resûlike ve salli alel mü'minîne vel mü'minâti vel müslimîne vel müslimât."

6-"Su geçen kimsenin hergün kazandigi kadar hiç kimse amel edemez çünkü Cebrail (as) bana bildirdi ki, bu kimse hergün on defa su salavâti verir."

"Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ emertenâ en nusalliye aleyh,

Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyil ümmiyyi kemâ yenbegî en yusalle aleyh,

Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi biadedi men lem yusalli aleyh,

Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ tuhibbü en yusalle aleyh."





7-Peygamber Efendimiz (sas) sag tarafina oturmuslardi, bu esnada kapidan birisi girdi ve Efendimiz bu zâti benimle kendi arasina oturttu.
Adam gittikten sonra buyurdu ki;

"Bu kisi bana su sekilde salavat verir, onun için ona ikrâm et."

"Allâhümme salli alâ Muhammedin kemâ hüve ehlühû, Allâhümme salli alâ Muhammedin kemâ tuhibbü ve terdâ lehû."


8-Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;

"Bir kimse malinin çok olmasini istiyorsa, bu suretle salavat okusun."

"Allâhümme salli alâ Muhammedin abdike ve resûlike ve alel mü'minîne vel mü'minât vel müslimîne vel müslimât."

9-Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;

"Her kim yatagina yatmadan önce Tebâreke Sûresini okuyup, daha sonra dört defa bu salavati söylerse, Hak Teâlâ (cc) iki melek gönderip bana ismi ile birlikte arz ederler. Ben de ona selam ve rahmet dilerim."


"Allâhümme Rabbel hilli velharâm,
Ve Rabbel beledil harâm,
Ve Rabbel mes'aril harâm,
Bikülli âyetin enzeltehâ fî sehr-i Ramazan,
Bellig rûha seyyidinâ Muhammedin, Minnî tahiyyeten ve selâmen.


10-Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;

"Cennette bir agaç vardir ve ismi Mahbube' dir.
Ak meyvesi olur, nardan küçük elmadan büyük, sütten ak, baldan tatli ve kaymaktan yumusaktir.
O meyveden ancak bu salavata devam edenler yer."

"Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve ala âli seyyidinâ Muhammedin vesellim"


11-Bir gün Efendimizin huzurunda, bir devenin hirsizligi sebebiyle iki kisi birbirinden davaci iken deve lisâna gelmis ve gerçek sahibini söylemisti.

Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (sas) deve sahibine;

"Sen ne okudun ki Medine' nin mahalleleri melekler ile doldu ve deve konustu?", diye sordu.

Bunun üzerine adam asagidaki salavat-i serifeyi okudugunu söyledi.

Peygamber Efendimiz (sas) de buyurdular ki;

"Senin yarin, sirati geçerken yüzün ayin ondördü gibi nurlu ola!."

Allâhümme salli ve sellim alennebiyyin Muhammedin hattâ lâyebkâ min salâtike seyün,
Ve bârik alennebiyyin Muhammedin hattâ lâyebkâ min berekâtike sey'ün,
Verhaminnebiyye Muhammeden hattâ lâ yebkâ min rahmetike sey'ün.


12-Hz. Ali (krv) Efendimiz her ne zaman salavat-i serife okuyacak olsa önce su ayet-i kerimeyi okur ve arkasindan da asagidaki salavati söylerdi.

Bismillâhirrahmânirrahîm,
"Innallâhe vemelâ iketehû yüsallûne alennebiyyi;
Yâ eyyühellezîne âmenû, sallû aleyhi ve sellimû teslîme."

Lebbeyk, Allâhümme ve se'adeyk salavâtullâhil berrir Rahîm, velmelâiketil mukarrabîn, vennebiyyin vessiddîkin vessühedâi vessâlihîn.
Vemâ sebbaha leke sey'ün Yâ Rabbel âlemîn.
Alâ seyyidinâ Muhammed Ibn-i Abdullah, Hatemennebiyyin ve Seyyidil mürselîn ve Imâmil müttekîn ve Resûl-i Rabbil âlemîn
Essâhidil besîriddâî ileyke bi iznike essirâcil münîr ve aleyhisselâm ve eimmeti ehli beytihî ridvânullâhi aleyhim ecmaîn.


13-Hz. Ali (krv) Efendimiz buyurdular ki;

"Her kimse günde on kere ve *****a gününde yüz kere bu sekilde salavat verirse insallah kiyamet gününde Efendimiz (sas) elinden tutar."

100 x

"Salavâtullâhi ve melâiketihî ve enbiyâihî ve rusülihi ve cemîi halkihî alâ seyyidinâ Muhammed ve alâ âlihî ve aleyhisselâm ve rahmetullâhi ve berekâtühû."


14-"Bir kimse su sekilde salavat verse, yetmis melek onun sevabini yazar."

"Sallallâhü alâ seyyidinâ Muhammedin ve cezâhü annâ mâ hüve ehlühû."


15-Bir kimse hergün üç kere bu salavati söylerse Peygamber Efendimiz (sas)' in nübüvvet hakkini ödemis olur ve Hak Teâlâ insallah onun ahirette derecesini yükseltir.

3 x

"Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sellim ve eczihî annâ hayrel cezâi."


16-"Her kim bu sekilde salavat-i serife verirlerse, Efendimiz kendisine, ana, baba ve yakinlarina insallah sefaatte bulunur."

"Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve tekabbel sefâatehül kübrâ ve erfe'a derecetehül ulyâ ve âtihî sü'lehû fil âhireti vel ûlâ kemâ âteyte Ibrâhîme ve Mûsâ.


17-"Siz salavat vermek istediginiz zaman güzelce edin.
Zirâ getirdiginiz salavati Efendimiz (sas) Hazretlerine arzederler.
Su sekilde ederseniz Efendimiz (sas) de size selam verir ve Hak Teâlâ' dan o kimsenin bagislanmasini ister."

"Allâhümmec'al salavâtike ve berekâtike ve rahmetike ve re'fetike ve mehabbetike alâ seyyidil mürselîne ve imâmil müttekîn ve kâidil gurril muhaccelîn ve hâteminnebiyyin seyyidinâ Muhammedin abdike ve resûlike ve nebiyyike imâmilhayri ve kâidilhayri ve resûlirrahmeti.
Allâhümmebashü makâmen Mahmûdan yagbituhû bihil evvelûne vel âhirûne.
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ salleyte alâ Ibrâhîme ve alâ âli Ibrâhîme inneke hamîdün mecîd.


18-"Her kim sevgili Peygamber Efendimizin havzindan (Kevser Havuzu) içmek isterse, su sekilde salavat versin."

"Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve eshâbihî ve evlâdihî ve ezvâcihî ve zürriyyetihî ve ehli beytihî ve ashârihi ve esyâihî ve muhibbîhi ve ümmetihî ve aleynâ meahüm ecmaîn."

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !